vertical s - Türkisch Englisch Wörterbuch

vertical s

Bedeutungen, die der Begriff "vertical s" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
vertical adj. dik
vertical adj. dikey
vertical adj. düşey
General
vertical union n. endüstri birliği
vertical line n. düşey doğru
sliced meat on a vertical spit n. döner kebap
vertical integration n. dikey bütünleşme
vertical tail n. dik kuyruk
vertical stabilizer n. dikey stabilizator
vertical drop n. dikey düşüş
vertical surface n. dik yüzey
vertical n. düşey düzlem
vertical n. dikey çizgi
vertical panning n. tilt
skiable vertical n. kayak dikeyi
skiable vertical n. kayakçının aşağı kayabileceği dikey mesafe
vertical conflict n. dikey çatışma
vertical legislation n. dikey mevzuat
vertical line n. düşey çizgi
vertical line n. dik doğru
vertical cutter n. dikey makas
vertical movement n. düşey hareket
vertical plan n. düşey kesit
vertical movement n. düşey devinim
vertical height n. dikey yükseklik
vertical lifeline n. dikey yaşam hattı
vertical distance n. dikey mesafe
vertical distance n. dik mesafe
vertical angle n. dik açı
vertical interval n. (askeri) yükseklik farkı
vertical n. dikey çember
vertical n. dikey çizgi
vertical [obsolete] n. doruk
vertical [obsolete] n. tepe nokta
vertical n. kirişteki dikey üye
vertical interval n. (askeri) belirli iki nokta veya konum arasındaki yükseklik farkı
vertical n. düz piyano
vertical [obsolete] n. zirve
vertical n. dikey fotoğraf
vertical n. dikey düzlem
prime-vertical dial n. gölgenin birinci düşey düzlem üzerine yansıtıldığı güneş saati
prime vertical dial n. gölgenin birinci düşey düzlem üzerine yansıtıldığı güneş saati
vertical tear n. dikey yırtık
vertical n. dikey
vertical adj. amudi
vertical adj. düşey doğru
vertical adj. dikey
vertical adj. düşey
vertical adj. şakuli
vertical integrated adj. dikey bütünleşmiş
vertical adj. farklı seviyelerdeki unsurlardan oluşan
vertical adj. tepede
vertical adj. üstte
vertical adj. farklı seviyelerdeki unsurlarla ilgili
vertical adj. tepe noktasında veya en yüksek noktada bulunan
vertical adj. yukarından aşağı doğru
Colloquial
vertical bathtub n. sidiklik
vertical bathtub n. pisuvar
vertical bathtub n. erkeklerin kullandığı tuvalet
Trade/Economic
forward vertical integration n. ileriye doğru dikey bütünleşme
vertical integration n. bir malın veya hizmetin hem üretim araçlarının hem de dağıtımının bir kuruluş tarafından sahiplenilmesi
vertical marketing systems n. düşey pazarlama sistemi
vertical conflict n. düşey çatışma
backward vertical integration n. geriye doğru dikey bütünleşme
administered vertical marketing system n. yönetimli dikey pazarlama sistemi
vertical analysis n. dikey yüzdeler analizi
vertical market n. müşteri odakli pazar
vertical analysis n. mali tabloların dikey analizi
vertical growing n. dikey büyüme
vertical tax equity n. dikey vergi adaleti
vertical integration n. dikey bütünleşme
vertical merger n. dikey birleşme
vertical axis n. dikey eksen
vertical space n. dikey açıklık
vertical filing n. dikey dosyalama
vertical analysis n. dikey analiz
vertical expansion n. entansif büyüme
vertical integration n. dikey toplanma
vertical business n. her türlü iş alanını kapsayan faaliyet
vertical cooperative advertising n. müşterek reklam faaliyeti
vertical expansion n. dikey genişleme
vertical integration n. dikey birleşme
vertical labor union n. dikey sendika
vertical labor union n. sanayi alanında örgütlü sendika
vertical combination n. dikey birleşme
vertical integration n. dikey entegrasyon
vertical market n. dikey pazar
vertical market n. dikey piyasa
vertical mobility n. dikey hareketlilik
vertical holding n. dikey holding
vertical mergers n. dikey birleşmeler
vertical integration strategy n. dikey bütünleşme stratejisi
vertical analysis n. dikey yüzde yöntemi
vertical percentage income statement n. dikey yüzde gelir tablosu
upper vertical concentration n. yukarı dikey yoğunlaşma
vertical percentage balance sheet n. dikey yüzde bilançosu
vertical analysis of a financial statement n. gelir tablosu dikey analizi
vertical silo syndrome n. bir organizasyonda bir departmanın diğer departmanlardan kopuk çalışarak adeta görünmez bir duvar örmesi ve etkileşime izin vermemesi olarak açıklanabilecek sendrom
vertical promotion n. dikey terfi
vertical trade n. dikey ticaret
vertical integration n. dikey bütünleşme
vertical equity n. dikey eşitlik
vertical business n. spesifik bir iş alanını (sektörü) kapsayan iş faaliyeti
vertical adj. belirli bir müşteri tabanına belirli bir ürün veya hizmeti sunan (iş modeli)
Law
vertical integration n. dikey birleşme
Politics
vertical agreement n. dikey anlaşma
vertical relation n. dikey ilişki
vertical logic n. dikey mantık
Industry
vertical adj. üretimden satışa tüm basamakları içeren
vertical adj. üretimden satışa tüm basamaklarla ilgili
Technical
vertical sand drain n. düşey kum dreni
vertical deflection plate n. düşey saptırma levhası
pillar type vertical drilling machine n. düşey silindirik kolonlu matkap tezgahı
vertical engine n. dikey makine
vertical hold n. düşey doğrusallık ayarı
vertical stiffness n. düşey rijitleştirici
vertical creep n. düşey akma
vertical drain n. düşey dren
vertical blanking n. düşey silme
vertical zone of pollution n. düşey kirlenme zonu
vertical scanning n. düşey tarama
vertical scale n. düşey ölçek
vertical intensity n. dikey yeğinlik
vertical scanning generator n. düşey tarama üreteci
water stop in vertical joint n. düşey derzde su tutucu
vertical feed n. dikey ilerletme
vertical drill n. düşey matkap tezgahı
vertical scanning generator n. düşey tarama jeneratörü
vertical section n. düşey kesit
vertical mill n. dik değirmen
vertical distance n. düşey uzaklık
vertical frequency n. düşey frekans
vertical curve n. düşey dönemeç
line shaft vertical turbine pump n. düşey milli türbin pompası
vertical kerb n. dik bordür
camshaft vertical shaft drive n. dikey milli çalıştırma
hydraulic vertical pres n. dikey hidrolik pres
vertical erection n. düşey montaj
vertical synchronization n. düşey senkronizasyon
vertical burning test n. dikey yanma deneyi
vertical clearance n. düşey gabari
vertical weld n. dikey veya düşey kaynak
vertical rod n. düşey çubuk
vertical synchronizing pulse n. düşey eşleme işareti
vertical boiler n. dikey ya da düşey kazan
vertical joint n. düşey derz
vertical tabulation n. dikey sekme
vertical blanking interval n. dikey karartma aralığı
vertical member n. dikey eleman
vertical curve n. düşey kurb

Bedeutungen, die der Begriff "vertical s" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 1 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Aeronautic
altimetreler ve vertical speed indikatörleri için basınç sistemi picot static system n.